Teşkîlât-ı Mahsûsa’nın Gizemli Tarihi

Osmanlı Devleti’nde Enver Paşa tarafından kurulan Teşkilatı Mahsusa, Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT)’in atası olarak görülüyor.

Teşkîlât-ı Mahsûsa Nedir?

Teşkilâtı Mahsusa, İttihat ve Terakkî Cemiyeti bünyesinde Enver Paşa’ya bağlı olarak kurulan gizli bir teşkilattır. Teşkilatın, Türkçü ve İslâmcı siyasî görüşler doğrultusunda, yurt içi ve yurt dışında, karşı-istihbarat, propaganda ve örgütlenme eylemlerinde bulunduğu bilinmektedir. Çeşitli ifadelere göre 1911’den itibaren etkin olmuş, 5 Ağustos 1914’te Harbiye Nezareti’ne bağlı resmî bir örgüte dönüştürülmüştür. 8 Ekim 1918’de İttihat ve Terakkî hükûmetinin iktidardan ayrılması ile birlikte Teşkilâtı Mahsusa da resmen tasfiye edilmiştir.

Teşkîlât-ı Mahsûsa’yı Kim Kurdu?

“Teşkilat-ı Mahsusa’yı birçok kaynakta Enver Paşa’nın kurduğu yazılmıştır.
Mesai arkadaşı Binbaşı Süleyman Askeri‘nin yönettiği ve İttihat Terakki Genel Merkezi’nin Batı Trakya ile ilgili kararlarını uygulamakla görevli bir örgütün büyüyüp gelişmesiyle oluşmuştur.

Teşkîlât-ı Mahsûsa Kuruluş Amacı

Mahsusa’nın kuruluş amacı, Enver Paşa’nın hatıralarındaki ideallerinden farklı değildir.
-Bütün Müslüman alemini bir bayrak altında toplamak,
-Türk Dünyası’nı da siyasi birliğe kavuşturmak.

Teşkîlât-ı Mahsûsa Üyeleri
Teşkîlât-ı Mahsûsa emrinde çalışan ve yakın tarihimizde önemli işler yapan subayların ismi teşkilatı mahsusa üyeleri olarak yazılmıştır.

Yakup Cemil

Yüzbaşı

Emir Ali Paşa

Emir Abdulkadir el-cezayir’in oğlu, Meclis-i Mebusan İkinci başkanı

Abdulkadir Gannavi

Osmanlı Meclis-i Mebusan üyesi

Dr.Abdurrahman Bey

Osmanlı devlet adamı

Yüzbaşı Ali

Osmanlı askeri

Ali Çetinkaya

Müstakbel İstiklal Mahkemesi Başkanı ve Cumhuriyet Dönemi Nafia Nazırı Miralay

Ali Fethi Okyar

Başbakan Binbaşı

Ali Rıza

İşkodralı

İskeçeli Arif

Teğmen

Atıf Kamçıl

Teğmen

Mısırlı Aziz Ali

Binbaşı

Besim Ağa

Padişahın saray görevlilerinden

Gazzeli Cemal Bey

Osmanlı devlet adamı

Cevat Abbas

Mustafa Kemal Paşa’nın yaverlerinden

Hacı Emin

Yüzbaşı

Enver Paşa

Harbiye Nazırı

Nuri Kıllıgil

Enver Paşa’nın kardeşi

Yarbay Nazım

Enver Paşa’nın kayın biraderi

Halil Kut

Enver Paşa’nın amcası Kurmay Binbaşı

İzmitli Mümtaz

Enver Paşa’nın yaveri

Ferhat Bey

Trablus Mebusu

Sapancalı Hakkı

Osmanlı devlet adamı

Fuat Bulca

Türk Hava Kurumu başkanı Binbaşı

Teğmen İslam

Deli Fuat Paşa’nın oğlu

Şehit Reşit

Deli Fuat Paşa’nın oğlu

İsmail Hakkı

Topçu Yüzbaşı

Jandarma Yüzbaşı Kadri

Osmanlı askeri

Kuşçubaşı Eşref

Türk istihbaratçı

Miralay Neşet

Osmanlı askeri

Ömer Naci

Ünlü Hatip

Dr.Refik Saydam

Sağlık Bakanı

Şeyh Salih eş-Şerif et-Tunusi

Osmanlı Tunus ve Cezâyir Cem’iyet-i İstiklâliyyesi’nin Mümessili

Süleyman el-Baruni

Osmanlı Trablusgarp Valisi

Bingazili Yusuf Şetvan

Askeri Temyiz Mahkemesi Başkanı

Halepli Ethem Paşa

Osmanlı askeri

Şeyh Abdulaziz Çaviş

Osmanlı Mısırlı büyük ehlisünnet âlimi

Yarbay Çorumlu Aziz

Osmanlı askeri

Dr.Bahaeddin Şakir

Teşkîlât-ı Mahsûsa Siyasi Büro Müdürü

Mithat Şükrü Bleda

Teşkîlât-ı Mahsûsa Siyasi Büro Müdürü

Esat Şukayr

Dördüncü ordu müftüsü

Ohrili Eyüp Sabri

Osmanlı askeri ve siyasetçi

Fuat Balkan

Ünlü komitacı

Eyüplü Hüsamettin Ertürk

Süvari binbaşı

Hüsrev Sami Kızıldoğan

Manastırlı

Topçu Yüzbaşı İhsan

Osmanlı askeri ve siyasetçi

Kuşçubaşı Selim Sami

Türkistan’daki Teşkîlât-ı Mahsûsa harekatının idarecilerinden

Trabzonlu Rıza

Kolağası

İsmail Canpolat

Balkan Savaşı’nda Teşkîlât-ı Mahsûsa üyelerinden

Edremitli Necati Bey

TBMM üyesi

Ali Rıza

Yüzbaşı Kırklarelili

Üsküdarlı Muhtar

Yüzbaşı

Dağıstanlı Nuri

İstiklal Savaşı paşalarından

Tevfik

Çerkez Ethem’in kardeşi

Eğinli Hasan Rıza

Osmanlı askeri ve siyasetçi

Talip Bey

Meclis-i Mebusan Bursa Mebusu

Giritli Ruşeni

TBMM üyesi Yüzbaşı

Hoca Abbas

Fas’ta Ticani Hücresi Reisi

Şerif Burgiba

Tunus Devlet Başkanı Habib Burgiba’nın babası

İbnü’r-Reşit

Arabistan’ın ünlü şeyhlerinden

Mehmet Akif Ersoy

İstiklal Marşı Şairi

Mustafa Kemal Paşa

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mareşal

Devlet-i Aliyye-i Osmaniye

Osmanlı İmparatorluğu veya Osmanlı Devleti, Oğuz Türklerinden Osman Gazi’nin kurduğu Osmanlı Hanedanı’nın hükümranlığında varlığını sürdürmüş çok uluslu Sünni Müslüman devlet.

Devlet-i Aliyye-i Osmaniye Bayrağı
Devlet-i Aliyye-i Osmaniye Bayrağı

Devlet-i Aliyye-i Osmaniye ne anlama gelmektedir?

Bayrak’da Yazıt Anlamı: Osmanlı İmparatorluğu, Yüce Osmanlı Devleti.

Devlet-i Aliyye ne demektir?

Osmanlı Devleti’nin resmi isim olarak kullanılmadığını, devletin resmi isminin asırlar boyunca “Devlet-i Aliyye” yani “Büyük Devlet” olduğunu yazdı. “Osmanlı Devleti’nin resmî adı ‘Devlet-i Aliyye’dir”

Devlet-i Ebed-Müddet ne demek?

“Devlet-i Ebed-Müddet” sözü özetle bu şuuru anlatır. Türkler bir olmak anlamına gelen Devletin sonsuza kadar sürmesini dilemişler ve tarih boyunca kurulan her Türk devleti kendinden öncekinin devamı olarak görmüştür kendisini… Bu devamlar kesintisiz, aralıksız bir tarihin kadrosudur.

Osmanlı devletinin ismi nedir? Ottoman hangi dil?

Osmanlı İmparatorluğu’nun resmî adı “Osmanlı” değil, “Devlet-i Aliyye” idi ve batı dünyasında “Türkiye” denirdi!
İngilizce Ottoman kelimesinin İtalyanca karşılığı.

Osmanlı imparatorluğu ne zaman kuruldu?

Osman Bey’in 1299 yılında kurduğu Osmanlı Devleti, kuruluşundan yüzyıllar sonra imparatorluk haline geldi. Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden kısa bir süre sonra Osmanlı İmparatorluğu 1922 yılında yıkıldı ve 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Osmanlı devletinin ilk kurulduğu yer neresidir?

Devletin kurucusu ve Osmanlı Hanedanı’nın atası olan Osman Gazi, Oğuz Türklerindendi. Devlet, Bilecik ilinin Söğüt ilçesinde kurulmuştur. Osmanlı Devleti’nin bağımsız bir devlet olarak tarih sahnesine çıkması yaygın kabule göre 1299 yılında oldu.

Osmanlı Devleti ne kadar hüküm sürdü?

Osmanlı İmparatorluğu, yükselişinin zirvesindeyken üç kıtaya yayılmıştı ve çok çeşitli kültürleri, dinleri ve dilleri içinde barındırıyordu. imparatorluk, bu farklılıklara rağmen 1299-1922 yılları arasında 623 yıl boyunca hüküm sürdü.

Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye Tezkiresi ne demektir?

Osmanlıca çizgili kağıda basılan ilk nüfus belgeleri, tek yapraktı. Cumhuriyet’in kurulmasıyla 1927 yılındaki ilk nüfus sayımının ardından belgeler, 1928 yılında Osmanlıca ve 32 sayfa şeklinde oldu. “Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye Tezkiresi”, söz konusu yıl yapılan değişiklikle “Hüviyet Cüzdanı” adını aldı.

Osmanlı ilk kimlik ne zaman verildi?

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde ilk kez nüfus cüzdanı olarak kabul edilen resmi belge, 1882 yılında düzenlendi. ‘Aliye-i Osmaniye Tezkeresi’ adıyla düzenlenen ilk nüfus belgesi, 24×34 santim ebadında tek yaprak çizgili kağıda Osmanlıca yazılı olarak hazırlandı.

Osmanlı padişahları sırasıyla kimlerdir?

Osmanlı İmparatorluğu 36 padişahı ile 6 yüzyıl var oldu.
Osmanlı padişahları listesi…

Kuruluş devri;
1- I. Osman
(1300-1324) (Osman Gazi) 24 yıl
2- Orhan (1324-1360) (Orhan Gazi) 36 yıl
3- I. Murat Hüdavendigâr (1360-1389) 29 yıl
4- Yıldırım Beyazıt (1389-1402) 13 yıl

Fetret devri;
(1402-1413). Yıldırım’ın oğulları arasındaki kavgada I. Mehmet Çelebi diğerlerine üstün geldi. Yenilen oğulları padişahtan sayılmaz ama bir süre hüküm sürmüşlerdir. Süleyman Çelebi 7 yıl 10 ay hükümranlığı sürdü. Musa Çelebi Rumeli’de 3 yıl 6 ay hükmetti. Mustafa Çelebi
5- Mehmet Çelebi (1413-1421) 8 yıl.
6- II. Murat (1421-1451) Tahta iki kez çıkmıştır. 1421-1444 arası birinci dönem 23 yıl. Sonra 2 yıl oğlu Fatih Sultan Mehmet. 30 yıl. 1446-1451 arası ikinci dönem 5 yıl.

Yükselme devri;
7- Fatih Sultan Mehmet
(1444-1481) Tahta iki kez çıkmıştır. 1444-1446 yıllarında birinci dönem 2 yıl. Daha sonra yine babası II. Murat. 1451-1481 arası ikinci dönem 30 yıl. Fatih Camii onun adına yapıldı.
8- II..Beyazıt (1481-1512) 31 yıl 31 yıl.
9- Yavuz Sultan Selim (I. Selim) (1512-1520) 8 yıl.
10- Kanuni Sultan Süleyman (I. Süleyman) (1520-1566) 46 yıl. İstanbul Süleymaniye Camii onun adına yapıldı.

Duraklama devri;
Kanuni zamanında birinci Viyana kuşatmasından sonra duraklama devrine girildi.
11- II. Selim (1566-1574) 8 yıl. Edirne Selimiye Camii onun adına yapıldı.
12- III. Murat (1574-1595) 21 yıl.
13- III. Mehmet (1595-1603) 8 yıl.
14- I. Ahmet (1603-1617) 14 yıl. Sultanahmet Camii onun adına yapıldı.
15- I. Mustafa (1617-1618) (Deli Mustafa) Tahta iki kez çıkmıştır. III: Mehmet’in oğlu. 1622-1623 ikinci dönemidir. Akli dengesi yerinde değildi. Toplam 2 yıl padişahlık yaptı.
16- II. Osman (1617-1622) (Genç Osman) 5 yıl. I. Ahmet’in oğlu. Öldürülen ilk padişah.
17- IV. Murat (1623-1640) 17 yıl. I. Ahmet’in oğlu. Çocuk yaşta padişah oldu.
18- I. İbrahim (1640-1648) (Deli İbrahim) 8 yıl. I. Ahmet’in oğlu. 19- IV. Mehmet (1648-1687) (Avcı Mehmet) 39 yıl. I. İbrahim’in oğlu.
20- II. Süleyman (1687-1691) 4 yıl. I. İbrahim’in oğlu.
21- II. Ahmet (1691-1695) 4 yıl. I. İbrahim’in oğlu.
22- II. Mustafa (1695-1703) 8 yıl. Babası IV. Mehmet.

Gerileme devri;
II. Mustafa zamanında 1699 Karlofça Antlaşması ile gerileme devri başladı.
23- III. Ahmet (1703-1730) 27 yıl. Babası IV. Mehmet, Lale Devri
24- I. Mahmut (1730-1754) 24 yıl. Babası II. Mustafa
25- III. Osman (1754-1757) 4 yıl. Babası II. Mustafa
26- III. Mustafa (1757-1774) 17 yıl. Babası III. Ahmet
27- I. Abdülhamit (1774-1789) 15 yıl. Babası III. Ahmet
28- III. Selim (1789-1807) 8 yıl. Babası III.Mustafa, Nizam-ı Cedid Ordusu’nun kuruluşu
29- IV. Mustafa (1807-1808) 1 yıl. Babası I. Abdülhamit
30- II. .Mahmut (1808-1839) 31 yıl. Babası I. Abdülhamit, 1826 Vaka-yı Hayriye, Yeniçeri Ocağının kaldırılması.

1839 Tanzimat Fermanı;
31- Abdülmecit
(1839-1861) 22 yıl. Babası II. Mahmut
32- Abdülaziz (1861-1871) 10 yıl. Babası II. Mahmut
33- V. Murat (1876) 3 ay. Babası Abdülmecid. Padişah olmak istemiyordu. Padişah iken aklını yitirdi.
34- II. Abdülhamit (1876-1909) 33 yıl. Babası Abdülmecid. Birinci Meşrutiyet, Plevne Savaşı, İstibdad dönemi, İkinci Meşrutiyet, İttihad ve Terakki dönemi,
35- V. Mehmet Reşat (1909-1918) 9 yıl. Babası Abdülmecid. 1. Dünya Savaşı, İşgal dönemi ve yıkılış
36- VI. Mehmet Vahdettin (1918-1922) 4 yıl.

Osmanlı Devleti en geniş sınırlara hangi padişah döneminde başlamıştır?

Osmanlı imparatorluğu döneminde bir çok padişah ülkeyi yönetmiştir. Bir çoğuda genel olarak başarılı olmuştur.
4800 km2 lik bir toprakta başlayan Osmanlı İmparatorluğu 19.902.000 Km2 civarında büyüklüğe ulaşmıştır.
Türkiye’nin yüz ölçümü 783.000 km2 kara olduğu düşünülürse neredeyse Türkiye yüz ölçümünün 25 katına eşit bir büyüklüğe ulaşmıştır.
Dünya tarihinde en büyük yüz ölçüme sahip imparatorluktur. Dünyanın 159.000.000 Km2 olduğu düşünüldüğünde
Osmanlı İmparatorluğuna en çok toprak katan Padişah ise Yavuz Sultan Selim’dir.
Yavuz Sultan Selim yüz ölçümü olarak Osmanlı topraklarını neredeyse 2.5 kat arttırmıştır. 2.375.000 Km2 den 6.557.000 km2 ye çıkarmıştır.
Fakat Osmanlı imparatorluğuna en çok yüz ölçümü olarak büyüten Padişah ise Kanuni Sultan Süleyman’dır.
Kanuni Sultan Süleyman 6.557.000 k2 lik Osmanlı İmparatorluğunu 14.983.000 km2 ye çıkarmıştır ve Osmanlı İmparatorluğuna en fazla toprağı kazandıran padişah olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğunun temelleri Ertuğrul Gazi dönemi (Osmanlı Beylik iken) 4.800 km2 idi.

1299 Yılında Osmanlı İmparatorluğu Kurulduğunda 5.631 km2 civarında idi.

Osman Gazi dönemi sonunda(1326) Osmanlı İmparatorluğu 16.000 km2 civarlarına çıktı.

Murat Hüdavendigar dönemi (1451) 880.000 km2 ile aslında bir Türkiye yüz ölçümü kadar alana hakimiyet sağladı.
Aslında Muhteşem Dönem şimdi başlıyordu Fatih Sultan Mehmet dönemi sonunda (1481) 2.214.000 km2 ile Osmanlı artık durdurulamaz bir İmparatorluk haline geliyordu.

II.Beyazıt Dönemi Sonu(1512) 2.375.000 km2 ile sınırlarını korudu.

Yavuz Sultan Selim dönemi sonunda (1520) 6.557.000 km2 bir yüz ölçüme sahip oldu. Ve Osmanlı Topraklarını yüz ölçümü olarak en çok katlayan padişah olmuştur.

Kanuni Sultan Süleyman dönemi sonu(1566) 14.983.000 km2 ile Osmanlı İmparatorluğu yönetilmesi zor ama Tüm dünyanın korktuğu bir imparatorluk haline gelmiştir.
Toprakları Yavuz Sultan Dönemine göre neredeyse 2.2 kat arttı.

II.Selim Dönemi sonu(1574) 15.162.000 km2 ile büyümeye devam etti.

III.Murat Dönemi sonu(1595) 19.902.000 km2 ile Osmanlının en geniş toprak bütünlüğü oldu dönem olmuştur.

Ters Bayrak veya Ters Hilal; Biz Türklerin savaş zamanlarında açtığı üzerinde uğruna yemin ederek öldüğümüz Allah, Namus, Vatan ve Birlik yazan görkemli, ulu, aziz, ihtişamlı Türk Bayrağı çeşididir.

Ters Bayrak, Türk Bayrağı, Ay Yıldız
Ters Bayrak, Türk Bayrağı, Ay Yıldız

[wpfd_single_file id=”3807″ catid=”281″ name=”Fatih Sultan Mehmet Görselleri”]

Fatih Sultan Mehmed Han, Osmanlı İmparatorluğu’nun yedinci padişahı.

Tarihî kaynaklarda ismi, Mehmed isimli diğer padişahlarınki gibi, Muhammed şeklinde geçer.

İlk olarak 1444-46 yılları arasında kısa bir dönem, daha sonra 1451’den 1481 yılında ölümüne kadar 30 yıl boyunca hüküm sürdü.

II. Mehmed, 21 yaşında İstanbul’u fethederek 1480 yıllık Roma İmparatorluğu’na son verdi

ve bu olay birçok tarihçi tarafından Orta Çağ’ın sonu Yeni Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edildi.

Fetih’ten sonra Fethin Babası anlamına gelen “Ebû’l-Feth” Osmanlı Türkçesi ile ابو الفتح, daha sonraki dönemlerde ise

“Çağ Açan Hükümdar” ve “Kayser-i Rûm” (Roma İmparatoru, Osmanlı Türkçesi: قیصر روم) unvanları ile anıldı.

Fatih, İslam peygamberi Muhammed’in “Konstantiniyye elbet fetholunacaktır.

Onu fethedecek komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.

” hadisine nâil olduğu için günümüzde Türkiye ve İslam dünyasının geniş bir kesiminde “Kahraman” olarak kabul edilmektedir.

Fatih Sultan Mehmed Sultanü’l-Berreyn ve Hakanü’l-Bahreyn (İki karanın ve iki denizin Hükümdarı) olarak tanınırdı.

Fatih Sultan Mehmet Sözleri;

İnsan Allah’ı tanıdığı kadar insandır.

Hey gâziler! Yürümek gerek. Niçin duralım?

Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim.

Baykuştan pervâmız yok, biz şahinler sürüsüyüz.

Baykuştan korkumuz yok! Biz ki, şahinler sürüsü.

Baykuştan korkumuz yok! biz ki, şahinler sürüsü.

Düşmanı tanımak, tehlikeyi bertaraf etmek demektir.

Hristiyan diyarı kılıç ve kalkanlarını kaybettiler.

İmkanın sınırını görmek için imkansızı denemek lazım.

Biz toprakları değil, gönülleri fethetmeye gidiyoruz.

Biz toprakları değil gönülleri feth etmeye gidiyoruz.

Savaş herkesle, barış ancak onurlu insanlarla yapılır.

Zaferin sırrı Hazreti Peygamber’in izini takip etmektir.

Kartal yavrularını korumak için ne güzel bir yuva yapmış.

Ey Konstantiniye! Ya sen beni alırsın, ya ben seni alırım!

Hekimler bana neden kıydınız. ( Zehirlendiğini Öğrendiğinde)

Yerinde söz söylemesini bilen, özür dilemek zorunda kalmaz.

Bir gece ansızın gelir krallığınızı imparatorluğuma katarım.

Allah bu milleti elli yıldan fazla rahata koymasın, alıştırmasın.

Gökteki güneş nasıl tekse, dünyada da tek devlet, tek din olmalı.

Benim kudretimin ulaştığı yerlere onların hayalleri bile ulaşamaz.

Kanımla yükselecekse, Hz. Muhammed’in dini, alın kılıçla doğrayın beni.

Sizlere tutsakları ve hazineleri bıraktım, ama anıtlar yalnız bana aittir.

Galata’yı gören, gönlünü cennetin en gizemli bahçesi Kevser’e bile bağlamaz.

İstanbul’da edindiğim yerleri, ecnebilere satanlar Allah’ın gazabına uğrasınlar.

Eğer kanım ile yükselecekse hz.muhammed’in dini; durmayın kılıçlar doğrayın beni.

Sırrıma sakalımın bir tek telinin vakıf olduğunu bilsem, sakalımı kökünden keserim.

İmparatoruna söyle, benim kudretimin ulaştığı yere onların hayalleri bile ulaşamaz!

İstanbul’u niçin fethettiklerini sorduklarında önce o benim gönlümü fethettiği için

Onlar boğazı zincirleyecek kadar zekiyse, biz de Fatih Sultan Mehmet Sözleri gemileri karadan yürütecek kadar deliyiz.

Kimsesiz bir kimse yok herkesin var kimsesi, Kimsesiz kaldım medet ey kimsesizler kimsesi.

Hakiki sanat muhteşem bir şehir vücuda getirmek ve halkının kalbini saadetle doldurmaktır.

İstanbulun Fethi Sözleri;

Bu sayfamızda İstanbul’un Fethi Sözleri ve İstanbul’un Fethi ile ilgili Sözler ve İstanbulun Fethi i

Evet, padişah benim. Ancak siz yine de çiçekleri ona veriniz. Çünkü kendisi benim hocamdır.

Kayserlerin sarayına örümcekler ağlarını örmüşler, Efrasiyab’ın kulelerinde bir baykuş ötüyor.

Eğer kanım İle yücelecekse Hz. Muhammed’in (s.A.V) dini; durmayın ey kılıçlar ! Doğrayın beni!

Düşmandan yüz çevirmek korkaklıktır. Benim ikbalim yücedir. Talihsizlik ise düşmanın nasibidir.

Mozaiklerin üzerini alçıyla örtün ki, müminler rahatsız olmasın! Fakat bu şaheseri parçalamayın.

Bu gayr-i menkulatımdan elde olunacak nemalarla istanbul’un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim.

Agamemnon Truva’yı zaptettiğinde onu meşhur edecek bir Homeros vardı. Benim ise bir Homeros’um yok.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek yaşattığınız yılanların, bir sonraki hedefi siz olursunuz.

Hayatım boyunca Allah’ın emirlerinden dışarı çıkmadım. Allah’ın rızasını kazanmak için uğraştım. Tek gayem bu idi.

Ben dahi kabul ettim ki, Galatalıların ayinleri ve erkânları ne vechile olageldiyse, yine aynı üslûpla devam etsin.

Din ile imanın akıl ve anlayışını sıkı tutmak gerekir. Yoksa ey Müslümanlar, o kiliseyi gören olabilir kâfir hemen!

Yunanlıların dehası mülkünü ganimet olarak eline geçiren Turahan’ın oğluna din ve devlet ne kadar şükran borçludur.

Dünya devleti ebedi değildir. Fani cihanda hiç kimse de ölümsüz değildir.

İnsanların dünyada nefesleri sayılıdır ve ölümsüzlük kapısı kapalıdır.

İmparatorunuza söyleyin, şimdiki Osmanlı padişahı öncekilere benzemez.

Bizim gücümüzün ulaştığı yerlere, sizin imparatorunuzun hayalleri bile ulaşamaz.

Beyine söyle, bu tavuklar nasıl ki bir çuval darıyı anında yedilerse, yeniçerilerim de savaşmaya değil,

keçi otlatmaya alışık olan adamlarına böyle davranacaklardır. Şeyhim akşemseddin hazretleri ile beraber yaptığım

zikrin lezzetine dünyaları bile değişmem. Eğer şeyhim izin verseydi zikir yolunu tercih eder, saltanatı terk ederdim.

Ana, biz İslamiyetin kılıcını elimizde tutarız.

Ancak bunca zahmet karşılığında gazi unvanını elde edemeden ölürsem Allah ve Peygamber’in katında yüzlerine nasıl bakarım?

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.

Saltanat dedikleri bir cihân kavgasıdır. Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi.

Ceneviz tüccarları serbestçe gezip ticaret yapabilirler. Yeniçeri ordusuna katılmak üzere, çocuklarını almayacağız.

Dinimizi kabul etmeyenlere karşı asla cebir kullanmayacağız.

Eğer padişah siz iseniz, devletimizin bu zor gününde ordumuzun başında olmamanız törelerimize uymaz.

Yok, eğer padişah ben isem, size emrediyorum, geliniz ve derhal ordularımın başına geçiniz!

İtalyanlarla aynı kökten olduğumuz ve onlar gibi, Rumlardan, Hektor’un kanının intikamını almaya hakkım olduğu halde,

İtalyanların bana düşmanca davranmalarına ve Rumları bana karşı kışkırtmalarına hayret ediyorum.

Kent benimdir, lakin tutsakları ve ganimetleri size bağışlıyorum. Ülkemin sancakları pek çoktur.

Konstantiniyye surlarına çıkacak yiğite en zengin, en güzel eyaletlerin beyliğini vereceğim ve hayal edemeyeceği kadar çok ihsana boğacağım.

Ben ki istanbul fatihi abd-i aciz fatih sultan mehmed, bizatihi alın terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım

İstanbul’un taşlık mevkiinde kain ma’lumu’l-hudud olan 136 bab dükkanımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde vakf-i sahih eylerim. Şöyle ki.

Mahmud! Gemilerini tez donat. Uzakta yakında hiçbir limanda gemi kalmasın ki Ağrıboz gazasına giderim.

Hepsi hazır olsun. Sana haber gönderince seninle birlikte yürüsünler.

Çok iyi düşün ki, Ağrıboz’un fethi ne suretle olur ve ne gerektirir, onları tamam hazır et.

Külliyemde inşa ettirmiş olduğum imarethanede şehit askerlerimizin aileleri ve şehrin fukaraları yemek yiyeceklerdir.

Yemek yemeye ve almaya teşrif etmeyen olursa, görevli zatlar yemekleri hava aydınlanmadan,

kimsenin sokaklarda olmadığı zamanlarda, kapalı kaplarla evlerine götüreceklerdir.

Allah beni bu şehrin halkının müttefiki olarak bu zamana kadar sakladı.

Biz bu şehrin düşmanlarına galip geldik ve onların vatanlarını aldık. Burayı makedonyalılar taşelyalılar ve moralılar almışlardı.

Biz bunların bizlere karşı kötü davranışlarının intikamını yıllar geçmesine rağmen torunlarından aldık.

Beni hor gördüğünüz ve imzalanmış antlaşmalara aldırmadığınız ortadayken, yıllık on bin altın haraç ödemeye nasıl söz verebiliyorsunuz?

Şimdi size iki seçenek veriyorum. Hangisini isterseniz seçin:

Gereken haracı ödersiniz, ki o zaman aramızda barış olur ya da hemen çeker gider ve ülkenizi bana bırakırsınız!

On cerrah, on hatip, üç de hasta bakıcı atadım. Ayın muayen günlerinde

Konstantiniyye’yi (İstanbul) gezecekler, istisnasız her kapıyı çalacaklar ve içerde hasta olup olmadığını sual edecekler,

hasta bulunduğu vakit şifa bulmalarını sağlayacaklar. Durumları önem teşkil etmekteyse hiçbir masraf ettirmeyip darüşşifaya kaldırıp tedavi ettirecekler.

Ayrılıp gitmem mümkün değildir. Ya ben şehri alırım ya da şehir ölü yahut diri beni alır.

Eğer imparator ayrılıp gitmek isterse kendisine Mora’yı bırakırım, dostluk antlaşması yaparım, oradaki karındaşına başka bir sancağı veririm.

Ama şehire barışla girmezsem, www.savaşla girersem o zaman onu ve bütün soylu, ileri gelenleri ölümle cezalandırırım,

geri kalan halkı köle olarak askerlerime dağıtırım. Bana ıssız da kalsa şehir yeter.

Bunlar ki, ellerinde bir kap içerisinde kireç tozu ve kömür kulu olduğu halde günün belirli saatlerinde bu sokakları gezeler.

Bu sokaklara tükürenlerin tükrükleri üzerine bu tozu dökeler ki yevmiye yirmiser akçe alsınlar;

maazallah herhangi bir gıda maddesi buhranı da vaki olabilir. Böyle bir hal karşısında bırakmış olduğum 100 silah ehl-i erbaba verile.

Bunlar ki hayvanat-ı vahşiyyenin yumurtada veya yavruda olmadığı sıralarda balkanlara çıkıp avlanalar ki zinhar hastalarımızı gıdasız bırakmayalar.

İşte bu benim Ayasofya vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse,

bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya faşik bir teville veya herhangi bir dalavereyle

Ayasofya camisi’nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, fürüuna itiraz eder

ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar,

camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler

veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar.

Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse, allah’ın, peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen laneti

onun ve onların üzerine olsun, azapları hafiflemesin onların, hasr gününde yüzlerine bakılmasın.

Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır.

Allah’ın azabı onlaradır. Allah işitendir, bilendir

[wpfd_single_file id=”3813″ catid=”281″ name=”Türkiye Logoları Vektörel”]

Türkiye potansiyeli keşfet logosu
Made in Turkey >Turkey “Discover the Potential”

Türkiye’nin ticaret markası olarak geliştirilen yeni logo ve söylemi artık
Turkey “Discover the Potential” olacak.
Yani Türkiye’de üretilen ürünlerin üzerinde ‘Made in Turkey’ ibaresi
kalkacak ve yerine bu logo gelecek. Yeni logo Saffron Brand Consultant tarafından tasarlanmış.

Yeni Ticaret Logosu Hakkında

Logo’da Türklerin tarihte kilim, halı, el sanatları, mimari gibi alanlarda kullandıkları
kültürel motiflerden esinlenilmiş ve onlara çağdaş anlamlar yüklenmiş.
Buna göre logoyu oluşturan 8 motif; yükselişi, sinerjiyi, dünyayı, buluşmayı,
doğu ve batıyı, inovasyonu, birlikteliği ve harmoniyi simgeliyor.

Logodaki diğer motiflerinde anlamları sırayla şu şekilde;

  • Büyüme: Ülkenin kesintisiz devam eden kalkınmasının mesajını veriyor.
  • Sinerji: Birlikte çalışma yeteneğini sergiliyor.
  • Dünya: Türkiye’nin dünyadaki konumunu güçlendirmesini anlatıyor.
  • Buluşma: Hem iki kıtanın hem de insanların Türkiye’de buluşmasını temsil ediyor.
  • Hem Doğulu Hem Batılı: Türkiye’nin iki yönlü olmasını sergiliyor.
  • İnovasyon: Yaratıcılığın ülkenin karakteristik özellikleri arasında yer aldığını gösteriyor.
  • Birliktelik: Ülkenin birliğini ve birlikte çalışma kabiliyetini belirtiyor.
  • Uyum: Türkiye’nin uyum sağlama özelliğini ifade ediyor.
Türkiyenin yeni logosunun anlamı

Logonun karakteri oluşturulurken küfi yazı stili ve geleneksel kilimlerde
yer alan eli belinde deseninden yararlanılmış.
Logoda kullanılan renk Turkish Blue rengi.
Turkish Blue rengine örnek logolar İstanbul Borsası ve Turquality logosu.

”Osmanlı İle Bağlantısı Var”

Logoyu değerlendiren İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hacı Yakup Öztuna,
logodaki tasarımla ilgili olarak; “Gücü keşfet mesajı veriliyor.
Kendi içimizde var olan farklılığı tutma manasına geliyor.

Sembollerde Türkiye Selçukluları’nda kullanılan duvar süslemeleri ile Osmanlı zamanındaki
çini süslemelerine bir gönderme yapılıyor.
Turkuazdan da Osmanlı’daki çiniler arasında bir bağlantı olduğu anlaşılıyor” diye konuştu.

Saffron Brand Consultants Hakkında

İngiliz kökenli Uluslararası marka danışmanlık şirketi, Saffron Brand Consultants’in Madrid, Londra,
İstanbul, Viyana ve Mumbai’de ofisleri bulunuyor.
2001 yılında kurulan şirket, kurumsal kimlik ve marka kişiliği oluşturma konusunda şirketlere,
ülkelere ve kurumlara hizmet veriyor.
Saffron, Turquality marka destek programının yanı sıra dünyada ve Türkiye’de;
Zara, Louis Vuitton, Coca-Cola, Google, Turkcell, Digiturk, Vestel, Halkbank,
Simit Sarayı, İpragaz ve daha pek çok firma ile birlikte çalışmış
kurumsal kimlik yaratma ve konumlandırma çalışmaları yapmış ve yapıyor.

Türkiye Logoları Vektörel